Anasayfaya Gidiniz
Başarı Ayrıntıda Gizlidir
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player


ANAYASAYA GÖRE ÖZEL HAYAT

Türk Ceza Kanununun 20. Maddesine göre “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatın gizliliğine dokunulamaz.” Bu madde ile, anayasamız, özel hayat ibaresini koruma altına almıştır. Bu kararı ihlal eden kişiler suçlu görülmüş ve Ceza kanununda fiili suçlu olarak belirtilmiştir. Özel hayat kavramı, hukuk sistemi tarafından en değerli varlık olarak görülen insanın sahip olduğu en temel ve vazgeçilmesi mümkün olmayan hakkıdır. Özel hayat ihlaline giren bazı maddeler vardır. Amacı iş ya da özel olsun bütün telefon görüşmeleri, devletin temsilcileri tarafından bir birey hakkında haberi olmaksızın bilgi toplamak, vergi makamlarının kişisel mal varlığının açıklanmasına zorunluluk getirmesi ve benzeri olaylar özel hayatı ihlal kapsamına girmektedir. Bu ihlalde bulunan kişiler için Türk Ceza Kanunu bazı yaptırımlar uygulamaktadır. Türk Anayasası’nın 133, 134, ve 135. Maddeleri gereğince, kişinin telefon görüşmelerinin dinlenmesi ve bu görüşmelerin kayıt altına alınması, medya aracılığı ile halka açılması suç olmaktadır. Örneğin, magazin dünyasındaki bazı ünlüler ile ilgili internet ortamında yayımlanan uygunsuz videolar ve bu videoların kaydı kişinin özel hayatı gizliliği hakkının ihlalidir ve suç teşkil etmektedir. Bu tür durumlarda mağdur kişilerin şikâyeti üzerine, soruşturmalar başlamaktadır. Soruşturmalar neticesinde ise ilgili sitelere yayın yasağı getirilmesi mümkündür.

Özel Hayat Kamuya Açılırsa?

Kişilerin özel yaşantılarının ihlali konusunda oldukça fazla tartışma gündeme gelmektedir. Her ne kadar, anayasamız tarafından düzenlenmiş olsa da, bu ihlallerin nerede başlayıp, nerede biteceğine dair, ortaya, farklı şekillerde iddialar atılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, 12. Maddesinde “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir.” denmekte ve devam edilmektedir, “Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.”  Bu ifadelere göre,   anayasamız, kişilere tanıdığı dokunulmaz hakları, toplumdaki diğer insanlara ve aile hayatı içerisindeki bireylere karşı olan ödev ve sorumlulukları çerçevesinde vermektedir. Yani, her ne kadar ilk ifadede sınırsız bir hak tanınıyormuş izlenimi uyandıran bir cümle kullanılıyor olsa da, devamında belirtilen ifade de, ilk cümleye, bazı şartlar getirilmektedir ki bunlar da, kişinin, münasebette olduğu bireylere karşı olan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine göre şekillenmektedir.  Elbette, tüm demokratik ülkelerde olduğu gibi, kişilerin özel hayatlarının devlet tarafından korunabilmesi, Türkiye’de de devam etmelidir. Açık surette bu, demokrasinin önemli bir gereğidir ve bu sağlanmadıkça barışçıl bir ortamdan, hukukî güvenlikten ve özgürlüklerden bahsedilemez. Ancak, özellikle evlilik kurumları içerisinde yaşanan aldatma olayları açısından, medeni kanuna göre, çiftlerin birbirlerine karşı yerine getirmesi şart olarak sayılan sadakat görevinin, bu görev yerine getirilmediği takdirde de evlilik birliğini temelden sarsan kusur olarak sayılan sadakatsizliğin, tespit ve araştırma işlemlerini gerçekleştirme kuralları da belirlenerek, anayasamızda daha açık bir dille ifade edilmelidir. Çünkü, aldatan eş, aldatma kusurunu, evlilik birliğini paylaştığı eşine karşı işlemektedir ve anayasamızın 12. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” şeklinde belirtilen ifadeye göre,   aldatılan eş, kendisine karşı yerine getirilmeyen ödev ve sorumlulukların varlığını, ancak, eşiyle olan özel yaşantısındaki örnekleri dile getirerek anlatabilecektir. Bu durumda, eşinin özel yaşantısını da paylaşması gerekecektir. Yine Anayasamızın,   20/1 maddesine göre “ evlilikte, evlilik birliğine ilişkin yasal yükümlülükler alanı, eşlerin her birinin ayrı özel yaşam alanı olmayıp, ailenin yaşam alanıdır ve diğer eş yönünden dokunulmaz değildir.” Şu halde, kanunlarımıza göre, eşlerin birbirlerinden ayrı ayrı kendi özel yaşantıları olamaz, evlilik birliği, ortak olan özel hayatı işaret etmektedir.

 

® İzmir Dedektiflik Ltd. Şti. Özel Dedektiflik & Araştırma Bürosu   © 1995 / 2012- 22 Yıllık Tecrübe Bilal KARTAL